20 Kasım 2009 Cuma

Çıt



Antonioni'nin bir bildiği var.

alakasız gibi görünen not; dönüp dönüp aynı kitapları okumanın -ve aynı filmleri izlemenin- adı yaşlanmak olmasın sakın.

16 Kasım 2009 Pazartesi

Başka yöne bakan



"ŞİMDİ NE YAPSAM? ELİMİ BİR YERE SAKLASAM."
derken yıllar öncenin elleri kendisine itaat etmeyen incecik kızı geldi. Aklına düşenleri yana düşürdüğü lacivert beresiyle saklayan. Merdiven çıkan. Merdiven inen. Boyundan büyük hisler duyan, her duyduğunu abartan. Ellerinin isyanını cepleriyle bastıran.

Şimdi hiçbir şey abartmaya değecek gibi değil.

08 Kasım 2009 Pazar

İtiraf ediyorum

yeni dalga filmlerinde oynuyorum bazen.

04 Kasım 2009 Çarşamba

Havai fişekler gibi

Bir sabah uyanırsın ve ne garip; bugün herkesten ve her şeyden çok Cortázar'a ihtiyacın vardır.

İleri geri



En son nerde kaldığını hatırlamazsan, yeniden nerden başlarsın? Önce bön bön bakış, burası mıydı acaba, yoksa şurası mı çırpınışları. Sonra çaresizlikten aa bu çok tanıdık yanılsaması, evet burasıydı galiba kandırmacası, sonra yılgınlık, hiçbiri tanıdık gelmiyor. Duruş. Bekleyiş. Devam edilmesi gerekiyorsa cevap; en tanıdık yerden. Hareket, evet burası olabilir, gibi sanki...

03 Kasım 2009 Salı

Anlamsız çan sesleri



Huzursuzluğun adı Claudia mı olsun Anna mı?

26 Ekim 2009 Pazartesi

Hep böyle mi olur ya da nerede kalmıştık?



Aynı köşede. Acılı inleme. Zamanın geçtiğini sanmak için. Değiştiğini, başka biri olduğunu. Sonra köşeden ayrılış. Aynı yöne, aynı yürüyüş, aynı burun çarpması. Başına geldiğini sansan da kendi isteğinle. “Neden buraya yürüyorum” mırıltıları eşliğinde. Sonra koşarak aynı köşeye saklanış. Acılı inleme. Zaman geçsin diye bekleyiş. Değiştiğin sanısı. Yeterince bekledin yanılgısı. Ve çıkış. Aynı yön. Aynı yürüyüş. Aynı burun. Aynı çarpışma. Aynı sızlama. Hep. Sonra “belki yeterince beklemedim”. Aynı köşe yeniden. Aynı kandırmaca.